Her sabah ışıltılı Tekkeköy güneşiyle başladı günleri. Hafif esen rüzgarı, yanaklarında oluşturduğu titrek esintileriyle gülümseyen, huzurlu bir kızdı İrem. Onu tarif etmek gerekirse, kumral saçları ışıl ışıl parlayan, ela gözleriyle hayata pozitif bir pencereden bakan, 60 kiloda ve 174 cm boyunda son derece zarif, genç bir kadındı.
Tekkeköy Sanayi, her ne kadar bir sanayi bölgesi olarak bilinse de aslında daha fazlasıydı. Orası İrem'in köyüydı; yemyeşil ormanlarla çevrili, denizin kokusunu taşıyan, kırlangıçların ötüşleriyle dolu olan huzurlu bir mekan. Sahil kasabasının huzurlu atmosferi, kendine özgü güzellikleri ve sakin yaşam temposu İrem’in içinde bir yaratıcılık kaynağı olmuştu. Her adımda, her yeni güne uyanışta ormanların taptaze kokusu ve dalga sesleri İrem’in yaratıcılığını canlandırıyordu.
İrem çeşitli hizmetler sunan bir gençti. Küçük yaşlarından itibaren çiftlik hayvanlarıyla ve doğayla iç içe bir hayat sürdü. Kendi yetiştirdiği sebzelerle lezzetli yemekler yapmayı, mahallenin çocuklarına sıcacık masallar anlatmayı, güzel sesi ile düğünlerde, doğum günlerinde şarkı söylemeyi ve insanları mutlu etmeyi çok severdi. Bu hizmetlerini geliştirerek işe dönüştürdü, böylelikle insanlara hayatı sevdiren, içlerindeki çocukla buluşturan bir işadamı oldu. Tekkeköy'ün rustik atmosferinde, gönlü geniş, yaratıcı bir genç kadının başarı öyküsüdür bu.
Ancak İrem, hayal gücü ve enerjisi ile sınırlı değil, aynı zamanda pratikliği ve zekasıyla da tanınırdı. Ortaya çıkan her problem, onun için sadece çözüm bekleyen bir fırsattı. Çünkü o her daim doğanın içinde, yemyeşil ormanların, serin suların, mis gibi toprağın her tonunu taşıyan Tekkeköy’de buldu cevapları.
İrem, Tekkeköy Sanayi'nin sımsıcak insanları ve mistik doğasının birleştiği bir kadındı. Ela gözlerinde, güneşin ilk ışıklarıyla beraber doğan umudu taşıdı ve aynı zamanda koyu saçlarında, anavatanının derin köklerini sakladı. Saflığı, içtenliği ve yaratıcılığı ile İrem, Tekkeköy Sanayi'nin ruhunu taşıyan bir sembol haline geldi. Onun hikayesi, bu yerin sadece bir sanayi bölgesi olmadığını, aynı zamanda yaşayan, soluyan, hayata tutkun bir köy olduğunu anlatır.
Her ne kadar İrem'in Tekkeköy Sanayi'ye dair hikayesi burada noktalansa da, onun ruhu ve enerjisi bu topraklara hala yansımaktadır. Öyle ki, her gün doğan güneş, onun hikayesini anlatır ve her esen rüzgar, onun melodilerini taşır. İşte bu sebeple, İrem Tekkeköy Sanayi'nin kalbi, ruhu ve sesi olmuştur. Bu güzel kadın, kendine has yönleriyle bu toprakların bir parçası olmuş, Tekkeköy Sanayi'ye can vermiştir.
Daha »»»