İç Anadolu'nun gözbebeği, doğaseverlerin adeta mekan tuttuğu Salıpazarı Yaylası, kamp tutkunlarının uğrak noktası olmuştur. Öyle bir etkisi vardır ki, bir kez gelen bir daha veda etmek istemez. Güneşin ilk ışıklarıyla gelen kuş cıvıltılarına uyandığınızda, dağların ve ormanların kokusu içerisinde mis gibi bir kahvaltı eder, çayınızı yudumlarsınız. Size öyle bir mutluluk sarar ki, şehirdeki bütün gürültü, stres ve yoğunluktan uzakta kendinize geldiğinizi anlarsınız. İşte tam da böyle bir gün için, Salıpazarı Yaylası'nda bir gece kamp yapmayı sizlere anlatmak istiyorum.
Kamp alanına ilk adımımızı attığımızda, bizi samimi ve sıcak bir ortam karşıladı. Yerel halkın güler yüzü ve hoş sohbeti, yaylanın çiçekleri ve yeşilliklerle sarılmış doğal güzellikleri ile öylesine iç içeydi ki, sanki hep orada yaşamış gibi hissettik. İkindi vakti geldiğinde, yaylanın koyunları otlatan çobanın ney sesleri, Salıpazarı yaylasının tepelerini kaplayan çam ağaçlarının hafif rüzgâr ile dansı, bizleri sanki farklı bir dünyanın kapılarını açtı.
Geceye geçerken, Şavak köyünden aldığımız odunlarla kamp ateşi yaktık. Etrafta yanan ateşin çıtırtısı ve ormanın gizemli sesleri, yaylanın taptaze havası ve serin esintisi bize doğa ile adeta bir symfoni yaşattı. Etraf karardıkça, yıldızların parlak ışıkları gecemize aydınlık verdi. Ayazma çeşmesinden getirdiğimiz soğuk suyu, Kocabük teyzemizden taze alınan organik sebzelerle birleştirip sağlıklı bir akşam yemeği hazırladık.
Yerel halkın dost canlısı tavrı, ormanın eşsiz güzelliği, yaylanın serin havası, koyunların çan sesleri, kamp ateşinin çıtırtısı ve tüm bu doğal güzellikler eşliğinde baş başa kaldığımız gökyüzünün altında geçen o gece, hiç unutamayacağımız bir anı olarak kalacak.
Sabaha karşı uyandığımızda, çadırın kenarından süzülen güneş ışığı ve serin yayla havası ile büyülendik. Doğa bize kucak açmış, yeniden keşfetmemiz için sakin bir sabah vaad etmişti. Salıpazarı Yaylası'ndaki o bir gece kamp hayatımıza bu denli etki bıraktı ki, gönül rahatlığıyla tekrar tekrar geri dönebileceğimiz bir adres oldu.
Yaylanın sesi, tadı ve dokusu, hâlâ hafızalarımızda yer ediyor. Salıpazarı Yaylası'ndan dönüş yolunda, içimizdeki doğaya olan sevda daha da alevlendi. Unutamayacağımız o geceye tanık olan Salıpazarı Yaylası'nda, hem kendi iç sesimizi dinleyip, hem de doğanın kalbine kulak verdik. Bu gezinin ardından, kamp yapmayı daha da sevdik, daha da tutkun olduk. Belki bir gün, Salıpazarı Yaylası'nda yine bir araya geliriz. Belki de, siz de bizim gibi, bir Salıpazarı efsanesine katılırsınız. Tıpkı bizim gibi, o eşsiz güzelliklerin keyfini çıkarırsınız. Gelin, siz de Salıpazarı Yaylası'nın dokusunu, kokusunu, havasını soluyun. Bu gezginin öyküsü burada biter ama Salıpazarı Yaylası'nda başlayacak sizin yeni hikayeniz var.
Daha »»»